Dünyadan yaklaşık 63 ışık yılı uzaklıktaki genç Beta Pictoris yıldız sisteminde bulunan dev gaz gezegeni Beta Pictoris b‘den yayılan radyo dalgaları, bir ötegezegenden doğrudan kaynaklandığı kesinleştirilen ilk sinyal olarak kayıtlara geçti. Harvard ve Oregon Üniversitesi’nden araştırmacıların hazırladığı ve henüz hakem incelemesinden geçmeyen ön yayında, sinyalin doğal kökenli olduğu ve uzaylı iletişimiyle bir ilgisi bulunmadığı özellikle vurgulanıyor.
Beta Pictoris sistemi, güneş sistemimizden çok daha genç; yaklaşık on milyonlarca yıllık bu sistemde güneşten daha kütleli bir yıldız, üç dev gezegen ve büyük bir toz-döküntü diski yer alıyor. Sistemin ortasındaki Beta Pictoris b, Jüpiter’in birkaç katı kütleye sahip bir gaz devi. Katı bir yüzeyi olmayan bu genç gezegen, sıcak ve parlak yapısıyla doğrudan gözlemle en çok incelenen ötegezegenlerden biri.

Sinyal nasıl tespit edildi?
Güney Afrika’daki MeerKAT radyo teleskobuyla kaydedilen emisyonlar, genç ve kütleli gezegenlerde beklenen manyetik alan modelleriyle örtüşüyor. Araştırmacılara göre gezegenin güçlü manyetik alanına yakalanan yüklü parçacıklar, gezegen döndükçe ivmelenerek enerjilerini radyo dalgaları biçiminde salıyor. Bu olguya “auroral radyo emisyonu” deniyor ve adeta gezegenin manyetosferinin uzaya “haykırışı” olarak tanımlanıyor.
Bunlar da İlginizi Çekebilir

Önceki girişimlerden farkı ne?
Bilim insanları yıllardır bir gezegenden gelen radyo sinyalini doğrudan kaynağına bağlamaya çalışıyordu. 2023 yılında YZ Ceti sisteminde tespit edilen radyo patlamaları bir gezegenin yörüngesiyle eşzamanlı görünse de, bu emisyonların yıldızın kendi manyetik etkinliğinden kaynaklanmadığı kesin olarak kanıtlanamamıştı. Beta Pictoris b’deki yeni bulgu ise ekibe göre sinyali doğrudan gezegene bağlayan ilk net kanıt niteliğinde.
Beta Pictoris sistemi astronomi tarihinde ayrı bir yere sahip; 1984’te bu yıldızın çevresindeki toz diskinin doğrudan fotoğraflanması, gezegen oluşum süreçlerine dair ilk somut kanıtlardan biri olmuştu. Bu yeni keşif, gezegen manyetik alanlarının uzaktan incelenmesi için yeni bir yöntem sunuyor ve gelecekte benzer sinyallerin başka sistemlerde de aranmasına zemin hazırlıyor; Türkiye’deki astronomi meraklıları için de gökbilim alanındaki bu tür temel araştırmaların popülerleşmesi açısından önemli bir adım sayılabilir.
Kaynak: Wired



YORUMLAR
(0)