Kaliforniya Bilim Akademisi‘nden zoolog Luiz Rocha ve ekibi, Palau açıklarında 30-150 metre derinlikteki az bilinen “mesofotik mercan ekosistemleri”ni, yani halk arasında derin resifler olarak anılan bölgeleri incelemek için 2016 yılında denize özel yapılar bırakmıştı. Geçtiğimiz Mayıs ayında ekip, neredeyse on yıl boyunca deniz canlılarıyla kaplanan bu yapıları tekrar yüzeye çıkardı.
Güneş ışığının zayıfladığı ama tam karanlığın da başlamadığı bu ara bölge, bilim dünyasında hâlâ büyük bir bilinmezlik taşıyor. Rocha, “30 ile 150 metre arası gerçekten çok az bilinen bir alan” diyerek araştırmanın önemini vurguluyor. Araştırmacılar bu ekosistemlerin sığ mercan resifleriyle olan ilişkisini, iklim değişikliğinden nasıl etkilendiğini ve burada yaşayan türlerin kökenini anlamaya çalışıyor.

ARMS yöntemi nasıl çalışıyor?
Rocha’nın kullandığı yöntem, “otonom resif izleme yapıları” (ARMS) adı verilen, üst üste dizilmiş PVC plakalardan oluşan basit ama etkili bir sistem. Bu yapılar denize bırakıldıktan sonra zamanla sünger, mercan, yumuşakça ve karides gibi canlılarla kaplanarak minyatür bir resif haline geliyor. Smithsonian Küresel ARMS Programı Direktörü Chris Meyer bu yöntemi “hazır konut inşa edip kimin taşınacağını görmek” şeklinde tanımlıyor.
Bunlar da İlginizi Çekebilir

2016-2018 yılları arasında Palau, Guam, Marshall Adaları ve Fransız Polinezyası’nda farklı derinliklere yerleştirilen bu yapılar, geçtiğimiz Mayıs ayında özel fonlarla desteklenen bir dalış ekibi tarafından çıkarıldı. Yüzeye getirilen yaklaşık 3.000 numune, Palau Uluslararası Mercan Resif Merkezi’nde titizlikle incelenmeye başlandı. Ancak araştırmacılar şimdiye kadar numunelerin yalnızca yüzde 3’ünü tür düzeyinde tanımlayabildi; bu da çalışmanın ne kadar uzun soluklu olduğunu gösteriyor.
Ekip, deniz hıyarlarından süngerlere, yumuşak mercanlardan yeni tür olabileceği düşünülen deniz sümüklüböceklerine kadar pek çok organizma keşfetti. Araştırmacılar için asıl değerli olan ise yalnızca yeni türleri kataloglamak değil, türler arasındaki ilişkileri—örneğin mor deniz anemonlarını taşıyan minik bir yengeç türü gibi—gözlemleyebilmek. Sıradaki aşamada genetik testlerle numunelerin kimliklendirilmesi ve verilerin derinlikler arası tür dağılımını ortaya koyacak şekilde analiz edilmesi planlanıyor. Rocha’nın benzettiği gibi bu çalışma, dağ yamaçlarındaki tür dağılımını anlamaya çalışan 20. yüzyıl ekoloji araştırmalarının deniz altındaki bir benzeri; sığ mercan resiflerini inceleyen bilim dalına kıyasla derin resif araştırmaları hâlâ emekleme aşamasında. Rocha’nın kendi ifadesiyle bu nesil bulmacanın tamamını çözemeyecek olsa da, gelecek araştırmacılar için önemli parçalar bırakıyor.
Kaynak: Wired




YORUMLAR
(0)