Akhisar’daki Olay Güvenlik Tartışmalarını Alevlendirdi
Manisa’nın Akhisar ilçesine bağlı Kethüda Mahallesi’nde park durumundaki bir elektrikli aracın alev alarak kullanılamaz hale gelmesi, pilli otomobillerin güvenliğiyle ilgili soruları yeniden gündeme taşıdı. Yangının çıkış sebebi hakkında henüz net bir teknik rapor bulunmazken, olayın batarya arızasından mı yoksa dış faktörlerden mi kaynaklandığı belirsizliğini koruyor.
Türkiye genelinde elektrikli araç sayısının artışına paralel olarak benzer vakalar daha sık medyaya yansıyor. Daha önce İstanbul’un Kadıköy, Maltepe, Sarıyer gibi noktalarında ve Kayseri’de şarj esnasında yaşanan vakaların yanı sıra bazı modeller özelinde resmi inceleme taleplerine varan süreçler takip edilmişti.
İstatistikler Ne Gösteriyor? İçten Yanmalı vs Elektrikli
Türkiye’de yakıt türüne göre detaylandırılmış kapsamlı bir yangın veri tabanı henüz sunulmuş değil. Ancak elektrikli mobilitenin daha yaygın olduğu ülkelerden gelen istatistikler önemli ipuçları veriyor. Örneğin İsveç Sivil Savunma ve Acil Durum Kurumu (MSB) verilerine göre, yüz binlerce pilli araç arasında yangın oranı yaklaşık yüzde 0,004 seviyesinde kalırken, benzinli ve dizel motorlu taşıtlarda bu oran yüzde 0,08 civarında seyretti.
Bu rakamlar, içten yanmalı motorlu araçların yangın geçirme olasılığının istatistiksel olarak daha fazla olabileceğine işaret ediyor. Yine de araç yaşı ve kullanım koşulları gibi değişkenler nedeniyle bu verileri doğrudan her ülkeye uyarlamak doğru olmayabilir. Ancak pilli araçların sürekli yandığına dair oluşan algının bilimsel verilerle birebir örtüşmediği görülüyor.
Batarya Yangınları Neden Daha Farklı ve Zorlu?
Elektrikli otomobillerin karıştığı yangınların haber değerinin yüksek olması ve sosyal medyada hızla yayılması, algıyı şekillendiren temel etkenlerden biri. Bununla birlikte, batarya yangınlarının söndürülme süreci klasik motor yangınlarına kıyasla çok daha karmaşık adımlar gerektiriyor.
Lityum iyon hücrelerde görülebilen termal kaçak durumu, sıcaklığın kontrolsüz şekilde yükselmesine ve alevler söndürülse dahi bataryanın tekrar tutuşmasına yol açabiliyor. Bu tür durumlar müdahale ekiplerinin soğutma prosedürlerini uzun süre uygulamasını zorunlu kılıyor. Türkiye’de de itfaiye birimleri bu yeni nesil tehditlere karşı özel donanımlar geliştirmeye başladı. Örneğin Nevşehir Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü’nün batarya müdahalesine yönelik geliştirdiği ekipmanlar bu alandaki adaptasyonun örnekleri arasında yer alıyor.
Sonuç: Algı ile Gerçek Arasındaki Denge
Tekil olaylardan yola çıkarak elektrikli araçların doğrudan birer tehlike unsuru olduğunu iddia etmek doğru bir yaklaşım değil. Bunun yerine, Türkiye’de detaylı ve şeffaf araç yangını veri tabanlarının oluşturulması, itfaiye teşkilatlarının eğitilmesi ve şarj altyapılarının güvenlik standartlarının yükseltilmesi gelecekteki olası riskleri en aza indirecektir.

